
Ekim 14, 2025
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), planlanan bir projenin çevreye olası etkilerini önceden belirlemeyi ve olumsuz etkileri en aza indirmeyi amaçlayan yasal bir süreçtir. Bu kavram, büyük ölçekli yatırımlardan küçük tesislere kadar çevre üzerinde değişiklik yapabilen her türlü faaliyeti kapsamaktadır. ÇED’in açılımı “Çevresel Etki Değerlendirmesi” demektir. Ayrıca hem kamu hem de özel sektör projelerinin hayata geçirilmeden önce çevresel uygunluk açısından değerlendirilmesini sağlar. Böylece ekonomik ve sosyal gelişmenin, çevreye en az zarar verecek şekilde planlanması mümkün hale gelmektedir. Ayırca sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlanır.
İyi planlanmış bir ÇED süreci, sürdürülebilir şehircilik ve kalkınma hedeflerine ulaşmak için kritik bir rol oynar. Özellikle şehir plancıları ve yatırımcılar, bir projenin doğaya ve insan yaşamına etkilerini önceden görmek ister. Çünkü projelerin uzun vadeli başarısı, çevresel risklerin doğru yönetilmesine bağlıdır. Sonuç olarak, ÇED raporu hazırlamak ve onay almak, pek çok proje için yasal bir zorunluluk olmasının yanı sıra daha yaşanabilen bir çevre için de temel bir adımdır.
İçindekiler
- ÇED Raporu Nedir? Nasıl Alınır?
- ÇED Olumlu Kararı Ne Demek?
- ÇED Belgesi Nereden Alınır?
- Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
- Türkiye’de ÇED Uygulamaları
- Türkiye’de ÇED’in Tarihsel Gelişimi
- ÇED Sürecindeki Sorunlar ve İyileştirmeler
- ÇED Görüşü Nedir?
- Sonuç
- Sıkça Sorulan Sorular
ÇED Raporu Nedir? Nasıl Alınır?
ÇED Raporunun Tanımı ve Amacı
ÇED raporu, projenin çevreye olumlu veya olumsuz etkilerinin bilimsel verilerle incelendiği kapsamlı bir teknik dokümandır. Bu raporun temel amacı, proje uygulamaya geçmeden önce çevresel riskleri ortaya koymak, gerekli önlemleri tanımlamaktır. Böylece proje sahipleri ve yetkili kurumlar, karar alma aşamasında doğayı korumak için bilinçli adımlar atabilmektedir. Aktif bir dil kullanmak gerekirse, Çevresel Etki Değerlendirmesi raporu bir projenin çevre karnesidir. Projenin inşaat ve işletme sürecinde hava, su, toprak, canlı yaşamı üzerindeki etkilerini değerlendirir. Ayrıca gerekli görülen çevresel önlemleri ve izleme planlarını da içerir.
Tipik bir ÇED raporunda yer alan başlıca bölümler şunlardır:
- Proje Tanımı: Projenin amacı, kapsamı ve teknik özellikleri.
- Mevcut Çevresel Durum: Proje alanının doğal yapısı, çevresel özellikleri ve halihazırdaki kullanım durumu.
- Potansiyel Etkiler: Projenin inşaat ve işletme aşamalarında çevreye olası olumlu ve olumsuz etkilerinin analizi.
- Önlemler ve Azaltma Planı: Belirlenen olumsuz etkileri önlemek veya en aza indirmek için alınan önlemler ve uygulanan yöntemler.
- Alternatiflerin Değerlendirilmesi: Projeye alternatif olabilen farklı yöntem veya yer seçeneklerinin çevresel açıdan karşılaştırılması.
- Halkın Katılımı: Yerel halkın ve ilgili paydaşların proje hakkındaki görüşlerinin alındığı halkın katılımı toplantıları ve bu süreçte gelen öneri ve itirazlar.
- Çevresel Yönetim ve İzleme Planı: Proje hayata geçtikten sonra çevresel etkilerin izlenmesi, raporlanması ve gerektiğinde ek önlemlerin alınmasına yönelik planlama.
Özellikle sanayi tesisleri, enerji projeleri, altyapı yatırımları faaliyetlerinde ÇED raporu, çevre izni alabilmek için şarttır. Raporu hazırlamak için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilen uzman çevre danışmanlık firmaları görev alır. Bu firmaların Bakanlıktan ÇED Yeterlik Belgesi almış olmaları gerekir. Ayrıca bünyelerinde çevre mühendisi, şehir plancısı, biyolog, hidrojeolog gibi farklı disiplinlerden uzmanları barındırmaları gerekir. Bu sayede, multidisipliner ekip projenin tüm boyutlarını bilimsel olarak analiz ederek potansiyel etkileri tespit eder. Ardından, alınması gereken önlemleri planlar ve raporlaştırır. Sonuç olarak, ÇED raporu çevrenin korunmasını proje tasarımının ayrılmayan bir parçası haline getirir.
ÇED Raporu Hazırlama Süreci (Adım Adım)
ÇED raporunun hazırlanması ve onaylanması, belirli adımları izleyen uzun soluklu bir süreçtir. İlk olarak, proje sahibi, planladığı faaliyetle ilgili resmi makamlara başvurarak süreci başlatır. Bu başvuru aşamasına proje tanıtımı ve tarama (screening) denir. Başvurunun incelenmesi sonucunda, projenin hangi kapsamda ele alınacağı belirlenmektedir.
Aşağıda ÇED sürecinin genel adımları maddeler halinde sıralanmıştır:
Ön Başvuru ve Kapsam Belirlenmesi:
Proje sahibi, bir dilekçe ve proje bilgileri ile yetkili kuruma başvuru yapar. Bu aşamada kurum, projenin ÇED Yönetmeliği Ek-1 veya Ek-2 listelerinde yer alıp almadığını değerlendirir. Eğer proje, çevreye etkileri bakımından önemsiz ise ÇED kapsamı dışında bırakılabilmektedir. Bununla birlikte, çoğu büyük çaplı proje için süreç burada bitmez ve bir sonraki aşamaya geçilmektedir.
Proje Tanıtım Dosyası (PTD) Hazırlanması:
Proje, yönetmeliğin Ek-2 listesine giriyorsa, yetkili kurum proje tanıtım dosyasının hazırlanmasını ister. Bu dosya, projenin temel özelliklerini ve çevresel etkilerini özetleyen bir belgedir. Yetkilendirilen çevre danışmanları bu dosyayı hazırlar ve ilgili kuruma sunar. Dosya üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda proje için “ÇED Gereklidir” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmektedir.
ÇED Raporunun Hazırlanması:
Eğer proje Ek-1 kapsamındaysa ya da “ÇED Gereklidir” kararı çıkmışsa, detaylı ÇED raporu hazırlanmalıdır. Bu aşamada proje sahipleri, yetkili çevre danışmanlık firmaları ile çalışarak kapsamlı bir rapor hazırlar. Rapor; projenin inşaat ve işletme aşamalarında ortaya çıkabilen atıklar, doğal kaynak kullanımı gibi unsurları değerlendirmektedir. Ayrıca, halkın katılımı toplantıları düzenlenerek bölge halkının görüşleri alınır. Böylece rapora yerel paydaşların öneri ve endişeleri de yansıtılmaktadır. Buna ek olarak, bu toplantılara yerel yönetimler, muhtarlar ve sivil toplum temsilcileri de davet edilmektedir. Halkın katılımı sayesinde proje daha planlama aşamasındayken toplumun beklenti ve endişeleri resmi sürece dahil edilmektedir.
İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu:
Ardından, hazırlanan ÇED raporu, Bakanlık ve ilgili kurumların temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından incelemeye tabi tutulmaktadır. Bu komisyonda konusunda uzman kişiler raporu teknik, hukuki ve bilimsel açıdan değerlendirir. Gerekli görülürse raporda ek çalışmalar veya düzeltmeler istenebilmektedir. Bu sayede, raporun kalitesi ve yeterliliği güvence altına alınır.
Karar ve Onay Süreci:
Son olarak, inceleme değerlendirme komisyonu rapora son şeklini verdikten sonra Bakanlık nihai kararı verir. Eğer proje çevresel açıdan kabul edilebilir bulunmuşsa “ÇED Olumlu” kararı verilir. Bu karar, projenin uygulanmasında bir sakınca olmadığı anlamına gelir. Ancak genellikle belirli şartlara ve çevresel önlemlere uymak koşuluyla verilmektedir. Diğer yandan, projenin ciddi çevresel riskler barındırdığı anlaşılırsa “ÇED Olumsuz” kararı verilmektedir. Bu durumda proje onaylanmamaktadır. Onaylanan projeler için ÇED raporu doğrultusunda sürekli çevresel izleme ve denetim yapılacağı da karara eklenmektedir.
Her bir adım, şeffaflık ve katılım ilkeleri gözetilerek yürütülmektedir. Özellikle halkın katılımı toplantıları ve askıda duyuru süreçleri, ÇED sürecinin demokratik yönünü temsil eder. Böylelikle bölge halkı ve sivil toplum kuruluşları da projeye dair görüşlerini iletebilmektedir. Çünkü çevre, hepimizin ortak değeridir ve alınan kararların paydaşlarca benimsenmesi önemlidir.
ÇED Raporu Kimlere Zorunludur?
ÇED raporu, tüm projeler için gerekmeyebilmektedir. Ancak belirli büyüklükte veya nitelikteki projeler için yasal olarak zorunludur. Özellikle çevreye etki potansiyeli yüksek sektörlerde planlanan yatırımlar, ÇED sürecine tabi tutulmaktadır. ÇED Yönetmeliği’nin Ek-1 ve Ek-2 listeleri, hangi faaliyetlerin ÇED’e tabi olduğunu detaylı olarak belirlemiştir. Aşağıda, ÇED raporu alınması genellikle zorunlu olan başlıca proje türleri sıralanmaktadır:
- Enerji Projeleri: Termik santraller, büyük ölçekli güneş ve rüzgâr enerjisi santralleri, hidroelektrik santraller, nükleer güç santralleri.
- Altyapı ve Ulaşım: Otoyol, bölünmüş yol, demiryolu, metro, havaalanı, liman ve baraj gibi geniş ölçekli altyapı projeleri.
- Maden ve Sanayi Tesisleri: Maden ocakları, taş ocakları, metal üretim tesisleri, çimento fabrikaları, kimya ve petrokimya tesisleri, organize sanayi bölgeleri.
- Atık ve Çevre Tesisleri: Atık bertaraf tesisleri, çöplük ve depolama alanları, atıksu arıtma tesisleri, büyük ölçekli hayvan çiftlikleri (entegre tarım ve hayvancılık tesisleri), su ürünleri yetiştirme (balık çiftlikleri) gibi faaliyetler.
- Turizm ve Yapı Projeleri: Büyük tatil köyleri, oteller, marinalar, golf sahaları gibi geniş alan kaplayan turizm yatırımları; ayrıca çok kapsamlı konut projeleri veya alışveriş merkezleri (projenin büyüklüğü ve alanın hassasiyetine bağlı olarak).
- Yakıt ve Depolama: Petrol rafinerileri, akaryakıt depolama terminalleri, doğal gaz çevrim tesisleri ve büyük ölçekli enerji iletim hatları.
Yukarıda sayılanlar başlıca örnekler olup ÇED Yönetmeliği kapsamına giren faaliyetler bunlarla sınırlı değildir. Bunun yanı sıra, daha küçük ölçekli olsa bile hassas alanlarda yapılması planlanan projeler de ÇED sürecine alınabilmektedir. Eğer bir proje, yönetmelikte tanımlanan eşik değerlerin altında kalıyor veya listelerde yer almıyorsa ÇED kapsamı dışında kabul edilebilmektedir. Ancak, proje sahiplerinin emin olmak için resmi makamlardan “ÇED Gerekli Değildir” veya “Kapsam Dışı” yönünde görüş alması tavsiye edilmektedir. Böylece ileride hukuki veya idari sorunlar yaşanmasının önüne geçilmektedir.
ÇED Olumlu Kararı Ne Demek?
Çevresel etki değerlendirme sürecinin sonunda verilen karar, projenin akıbetini belirler. “ÇED Olumlu” kararı, yapılan değerlendirmeler sonucunda projenin önemli bir çevresel risk oluşturmadığı veya ortaya çıkabilecek etkilerin alınacak önlemlerle kabul edilebilir düzeye indirildiği anlamına gelmektedir. Bu kararın verilmesi, projenin çevresel açıdan onaylandığını gösterir. Ancak, ÇED Olumlu kararı her şeyin sorunsuz olduğu anlamına gelmez. Karar genellikle belirli şart ve taahhütlere bağlıdır. Örneğin, inşaat sırasında toz kontrolü yapılması, atık suların arıtılması gibi önlemler şart koşulabilmektedir. Proje sahibi, ÇED raporunda belirtilen bu önlemleri uygulamakla yükümlüdür.
Diğer yandan, eğer projenin çevreye vereceği zararlar kabul edilemeyecek boyuttaysa “ÇED Olumsuz” kararı verilmektedir. Böyle bir durumda, projenin mevcut haliyle gerçekleştirilmesi mümkün olmaz. Proje sahibi ya projeyi iptal etmek zorunda kalır. Ya da projenin tasarımında köklü değişiklikler yaparak tekrar başvuru yapabilmektedir. Ayrıca, bazı projeler için süreç sonunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı da söz konusu olabilmektedir. Bu karar, proje tanıtım dosyası incelenen ve detaylı ÇED raporuna gerek duyulmayan durumlar için geçerlidir. ÇED Gerekli Değildir kararı alındığında da proje çevresel açıdan onaylanmış sayılır ve uygulanabilmektedir. Sonuç olarak, ister ÇED Olumlu ister ÇED Gerekli Değildir kararı olsun, her iki durumda da proje başlamadan önce yasal onay alınmış olur.
Ayrıca belirtmek gerekir ki ÇED Olumlu kararı sonsuza dek geçerli değildir. Mevcut yönetmeliğe göre, eğer proje bu kararın alınmasından itibaren 5 yıl içinde yatırıma başlanmazsa verilen ÇED Olumlu kararı geçersiz sayılabilmektedir. Böyle bir durumda projenin hayata geçirilebilmesi için tekrar başvuru yapılarak yeni bir değerlendirme süreci yürütülmelidir.
ÇED Belgesi Nereden Alınır?
ÇED süreci tamamlandığında ve proje onay aldığında, projenin bağlı olduğu resmi merciden gerekli belge alınır. Türkiye’de ÇED ile ilgili yetkili merci, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’dır. Bakanlık, il çevre müdürlükleri aracılığıyla da süreci yürütür. ÇED belgesi olarak kastedilen, genellikle ÇED Olumlu kararı yazısı veya “ÇED Gerekli Değildir” yazısıdır. Bu resmi yazı, projenin çevresel açıdan uygun bulunduğunu gösterir. Ayrıca ilgili diğer kurumlara sunularak inşaat veya işletme izinlerinin alınmasını sağlar.
ÇED belgesini almak için proje sahibi, sürecin her aşamasını eksiksiz tamamlamak zorundadır. ÇED raporu Bakanlıkça onaylandıktan sonra, Bakanlık onay yazısını proje sahibine tebliğ eder. Genellikle kamuoyuna da duyurur. Ardından proje sahibi bu belgeyle birlikte diğer yasal izinleri almak üzere ilgili kurumlara başvurabilmektedir. Böylece, ÇED belgesi, proje için bir nevi çevresel onay sertifikası işlevi görür. Unutulmamalıdır ki, ÇED Olumlu kararı alındıktan sonra dahi proje sahipleri, raporda belirtilen çevre koruma önlemlerini uygulamak ve izleme raporları sunmakla yükümlüdür. Aksi halde, Bakanlık proje üzerinde durdurma veya iptal gibi yaptırımlar uygulayabilmektedir.
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği, ÇED sürecinin hukuki temelini oluşturan ve Türkiye’de hangi projeler için nasıl bir değerlendirme yapılacağını belirleyen resmi düzenlemedir. İlk olarak 1993 yılında yürürlüğe giren bu yönetmelik, yıllar içinde çeşitli revizyonlarla güncellenmiştir. Özellikle 2014 yılında yapılan kapsamlı değişikliklerle, Avrupa Birliği çevre mevzuatına uyum sağlanması hedeflenmiştir. Yönetmelik, sürdürülebilir kalkınma ilkelerini göz önünde bulundurarak ekonomik faaliyetlerin çevre üzerindeki etkilerini önleyici bir yaklaşımla ele alır.
Bu düzenleme kapsamında, çevreye zarar verme potansiyeli bulunan faaliyetlerin sıkı bir denetim altına alınması öngörülmektedir. Böylece, kamu kurumları ve özel sektör, proje onayı vermeden önce bir çevresel değerlendirme yapmak zorundadır. ÇED Yönetmeliği, hem büyük ölçekli yatırımları hem de daha küçük çaplı projeleri kapsar. Hangi sektörlerin ve projelerin ÇED’e tabi olduğu, yönetmelik eklerinde ayrıntılı şekilde listelenmiştir. Ayrıca, ÇED sürecinin her bir adımı yasal olarak tanımlanmıştır.
Örneğin, yönetmelik uyarınca halkın katılımı toplantıları ve kurum görüşleri zorunlu süreçlerdir. Böylelikle, proje daha planlama aşamasındayken kamuoyu bilgilendirilmektedir. Katılımcı bir yaklaşım benimsenmektedir. Yönetmelik aynı zamanda, ÇED sürecinin şeffaf olmasını sağlar. Bakanlık tüm raporları ve kararları halka açık olarak duyurur. Bununla birlikte, yönetmelik gereği uygun bulunmayan projeler izin alamazken, onaylanan projeler için de izleme ve denetim yükümlülükleri getirilmektedir. Ayrıca, günümüzde iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında projelerin sera gazı emisyonlarının da ÇED raporlarında değerlendirilmesi önem kazanmıştır. Bu yaklaşım, çevresel değerlendirmenin kapsamını genişleterek iklim dostu projelerin teşvik edilmesine katkı sağlar. Sonuçta, ÇED Yönetmeliği çevre bilincini kurumsal bir yapıya oturtan, ülke genelinde uygulanan bir mekanizmadır.
Türkiye’de ÇED Uygulamaları
Türkiye’de ÇED’in Tarihsel Gelişimi
ÇED uygulamaları, Türkiye’de 1983 yılında Çevre Kanunu’na giren ilk hükümle temellerini atmıştır. 1993’te ilk yönetmeliğin yayımlanmasıyla hayata geçmiştir. O günden bu yana binlerce proje ÇED sürecinden geçmiştir. Örneğin, resmi verilere göre 1993-2023 yılları arasında 7.000’den fazla proje için ÇED Olumlu kararı verilmiştir. Fazla sayıda proje de proje tanıtım dosyası aşamasında “ÇED Gerekli Değildir” kararı alarak sürecini tamamlamıştır. Dolayısıyla, ÇED mevzuatının kapsamı geniş olsa da pratikte projelerin önemli bir bölümü PTD süreciyle sonuçlanmaktadır.
Bununla beraber, Stratejik Çevresel Değerlendirme gibi geniş plan ve programları kapsayan yaklaşımlar da mevzuatımıza girmiştir. 2017’de yürürlüğe giren Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği ile kalkınma planları, çevre düzeni planları ve sektör stratejileri gibi üst ölçekli politika belgelerinin de çevresel etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Böylece sadece tekil projeler değil, genel planların hazırlanmasında da çevre boyutunun hesaba katılması sağlanmaya çalışılmaktadır.
ÇED Sürecindeki Sorunlar ve İyileştirmeler
Türkiye’de ÇED sürecinin uygulanmasında zaman zaman tartışmalar yaşansa da genel olarak çevre bilincini artıran etkisi olmuştur. Bazı projelerde “ÇED gerekli değildir” kararlarının suistimal edildiği ya da ÇED raporlarının şekilsel bir formalite olarak görüldüğü eleştirileri dile getirilmektedir. Örneğin, bazı büyük projelerde ÇED sürecinin hızlı ve yüzeysel geçildiği veya halkın görüşlerinin yeterince dikkate alınmadığı iddiaları sıkça gündeme gelmektedir. Bu tür durumlarda yöre halkı, çevre örgütleri, kararları yargıya taşıyarak projeye karşı hukuki mücadele başlatabilmektedir. Ancak açılan davalarda yürütmeyi durdurma gibi kararların bazen proje ilerledikten sonra verilmesi, telafisi güç çevresel tahribatlara yol açabilmektedir. Bu nedenle ÇED süreçlerinde tam şeffaflığın ve bilimsel tarafsızlığın sağlanması, sürecin amacına ulaşması açısından önemlidir. Ancak, son yıllarda artan kamuoyu farkındalığı ile birlikte daha kaliteli ÇED raporları hazırlanmaya başlanmıştır.
Sonuç olarak, Türkiye’de ÇED uygulamaları hem yasal çerçeve hem de pratikte sürekli gelişmektedir. Gelecekte, daha bütüncül ve stratejik çevresel değerlendirme yaklaşımlarıyla desteklenen, tüm paydaşların etkin katıldığı bir ÇED sistemi hedeflenmektedir. Bu da daha yaşanabilen şehirler ve korunmuş bir çevre anlamına gelmektedir.
ÇED Görüşü Nedir?
ÇED Görüşü, bir projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecine tabi olup olmadığını belirlemek üzere resmi mercilerden alınan ön karar niteliğindeki görüştür. Başka bir deyişle, projenin başlangıç aşamasında ilgili kuruma yapılan başvuru neticesinde verilen ilk değerlendirmeye ÇED görüşü denir. Bu görüş, üç farklı şekilde sonuçlanabilmektedir:
- ÇED Kapsam Dışı: Proje, ÇED Yönetmeliği kapsamına girmiyor demektir. Yani ne ÇED raporu ne de PTD hazırlamasına gerek kalmadan proje hayata geçirilebilmektedir. Genellikle küçük ölçekli veya çevresel etkisi çok düşük projeler için verilen görüştür.
- ÇED Gerekli Değildir: Proje, Ek-2 listesinde yer almıştır. Bir proje tanıtım dosyası sunulmuştur; ancak detaylı bir ÇED raporu hazırlanmasına gerek görülmemiştir. Bu durumda proje belirli çevresel önlemlerle doğrudan uygulamaya geçebilmektedir. Ancak proje sahibi, verilen kararın şart ve önerilerine uymak zorundadır.
- ÇED Gereklidir: Proje, muhtemel etkileri bakımından kapsamlı bir değerlendirmeyi hak ediyor demektir. Bu görüş verildiğinde, proje için mutlaka ayrıntılı ÇED raporu hazırlanması şarttır. Bir önceki bölümde anlatılan ÇED raporu süreci bu aşamada devreye girer.
Kısaca özetlemek gerekirse, ÇED görüşü sürecin ilk resmi adımıdır ve projeye özel olarak hangi yolun izleneceğini belirler. Proje sahiplerinin, ÇED görüşünü aldıktan sonra çıkan sonuca göre hareket etmesi gerekir. Eğer “ÇED Gereklidir” denildiyse vakit kaybetmeden ÇED raporu çalışmalarına başlanmalıdır. Şayet “ÇED Gerekli Değildir” veya “Kapsam Dışı” sonucu çıktıysa, bu kararın resmi yazısını alarak diğer izin süreçlerine devam edilebilir. Her durumda, ileride herhangi bir cezai yaptırımla karşılaşmamak için bu görüşün alınması ve sürecin mevzuata uygun şekilde yürütülmesi önem taşır.
Sonuç
ÇED, sürdürülebilir bir gelecek ve sağlıklı bir çevre için vazgeçilmez bir planlama aracıdır. Aktif bir şehir plancısı bakışıyla değerlendirildiğinde, ÇED süreci sayesinde kentlerimizin ve kırsal alanlarımızın gelişimi çevresel değerlerle uyum içinde gerçekleşebilir. Bu kapsamlı rehberde ÇED nedir, nasıl uygulanır ve neden gerekli sorularına yanıt vermeye çalıştık. Görüldüğü gibi, bir projenin ÇED sürecinden geçmesi o projenin sadece yasal bir zorunluluğu yerine getirmesi değil, aynı zamanda çevreye duyarlı bir yaklaşım benimsediğinin göstergesidir. Yeni Nesil Şehircilik Derneği olarak, her projenin başlangıç aşamasından itibaren çevresel etkilerini hesaba katarak planlanmasını destekliyoruz. Ancak bu sayede gelecek nesillere daha yaşanabilen ve temiz bir dünya bırakabiliriz.
Sonuç itibariyle, ÇED raporu hazırlamak ve onay almak şehircilik pratiğinin ayrılmayan bir parçasıdır. Pek çok proje için yasal bir yükümlülüktür. Hem mevzuata uyum sağlamak hem de doğayı korumak adına ÇED süreçlerine gereken önemi vermek gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
ÇED sürecinin süresi, projenin niteliğine ve gerekli adımların sayısına göre değişir. Genellikle, proje tanıtım dosyası hazırlanması ve “ÇED Gerekli Değildir” kararının alınması birkaç ay içinde tamamlanabilir. Eğer detaylı ÇED raporu hazırlanacaksa, raporun hazırlanması, halkın katılımı toplantısı, komisyon incelemesi ve onay aşamaları 6 ay ile 1,5 yıl arasında bir zaman alabilir. Çok kapsamlı projelerde bu süre daha da uzayabilir. Sonuç olarak, ÇED süreci sabır ve titizlik gerektiren bir süreçtir; proje planlaması yapılırken bu süre göz önünde bulundurulmalıdır.
“ÇED Gerekli Değildir” kararı, projenizin incelenmesi sonucunda detaylı bir ÇED raporuna gerek duyulmadığı anlamına gelir. Bu karar genellikle proje tanıtım dosyası aşamasında verilir. Bunun anlamı, projenin çevresel etkilerinin sınırlı ve yönetilebilir olduğu kanaatine varılmış olmasıdır. “ÇED Gerekli Değildir” belgesi aldıktan sonra projeniz için çevresel açıdan bir engel kalmamıştır; diğer izin süreçlerine devam edebilirsiniz.
Eğer projeniz ÇED’e tabiyse, ÇED raporu olmadan inşaat ruhsatı veya işletme izni almanız mümkün değildir. İlgili belediye veya kurumlar, ruhsat aşamasında ÇED kararını mutlaka talep eder. Nitekim 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesine göre ÇED Olumlu veya ÇED Gerekli Değildir kararı alınmadıkça projeye hiçbir onay veya ruhsat verilemez. Dolayısıyla, ÇED gerektirdiği halde bu süreç tamamlanmadan işe başlanırsa proje durdurulur ve sorumlulara idari para cezaları uygulanabilir.
Genel olarak, ÇED Yönetmeliği’nin Ek-1 ve Ek-2 listelerinde tanımlanmamış, ölçek ve kapasite olarak küçük kalan projeler ÇED kapsamı dışı sayılabilmektedir. Örneğin, düşük kapasiteli imalathaneler, küçük ölçekli tarımsal işletmeler veya bireysel konut projeleri çoğunlukla ÇED gerektirmez. Ancak, projenizin kapsam dışı olup olmadığını kesinleştirmek için il çevre müdürlüğüne başvurarak resmi bir ÇED Kapsam Dışı yazısı almanız önerilir. Bu şekilde, daha sonra bir sorun yaşanmasının önüne geçilmiş olur.